23/06/2010

Hüssein'im Tokyo'da



Kendi kendimize milli gurur ilan ettiğimiz ama koleksiyonlarında kullandığı Türk kahvesi ve tavla dışında burayla çok da ilgisi olmayan evladımız Hüseyin Çağlayan'ın "From Fashion and Back" sergisinin Japonya'da Modern Sanatlar Galerisi'ndeki son günü olduğunu öğrendim. Bugün.

Sevgili Japon takipçilerim sakın ola ki kaçırmayın, gece mece dinlemeyin gidin bol bol fotoğraf çekin. Elbisesi bııızzzzzttt diye şapkasında toplanıp kukusu görünen modelleri görünce sakın şaşırmayın, utanmayın, o tuhaf "aaanngh" sesini çıkarmayın. ben bu sergiyi bizzat kendi gözlerimle gördüm, ayaklarımla dolaştım, gurur duydum. Evet, hatta o gün ilk defa Londra'da "lan Türk'üm ha ben, bak bu da Türk hehe" diye sergiyi gezen ingilizlere omuz attım. Bi an İngiliz yerine turist yazasım geldi, kendime geldim.

* Bunlar da, kendi objektifimden enstanteneler efendim. kıskanmayın, çok sefil günlerdi, dışarda sergilerde gezer, evde köyden gelen bulgurumuzu yerdik. valla bak inan ki..




10/06/2010

dersimiz westwood

Bugünki dersimiz İngiliz modasının punk çocuğu Vivienne Westwood. Sex Pistols gibi bir isimle yan yana anılan, podyumların sadece kokoş güzellere ait olmadığını deklere eden, "kendin ol, koy modanın götüne" mottosuyla yola çıkan westwood, benim için önemli. siz de sevin, sayın. İşte kariyer denen canavarın dişlileri...



1970'de partneri Malcolm McLaren'la birlikte Chelsea Kings Road'da Let It Rock isimli ilk tükkanını açtı. O zamanlar rock henüz portakalda çekirdekti. 72'de adı Too Fast to Live, Too Young To Die olarak değiştirilen dükkanın müdavimleri Britanyalı siyahlar ve varoş rockçılarıydı. Bir metro, hoooop Chelsea'desiniz. Heralde durum tam olarak buydu, zira Chelsea'de varoş çocuklarının ne işi olur.




74'de Vivien New York Dolls grubunu giydirdi. bu tasarımlarla kirli müziğin kirli modacısı olarak nam salmaya başladı. ve 1976. çok heyecanlı. Sex Pistols'ın ilk çıktığı, punk hareketinin doğduğu bir yıl. Tahmin edin, westwood'la ne alakası var? Sex Pistols ilk konserine Kings Road'un efsaneleşmeye başlayan dükkanından aldığı kıyafetlerle sahneye çıkıyor ve kader westwood'a ağlarını örmeye başlıyor. Bu şu demek: fermuarlar, zincirler, bandanalar, porno sloganlar Sex Pistols'un olduğu kadar Vivien'in de eseri.



80'lere gelindiğinde dükkanın adı World's End olarak değiştiriliyor. Asimetrik tişörtlerle seksenler çıkışını yakalayan modacı, 90'lara gelindiğinde Christian Dior'dan etkileniyor ve çizgisi varoş punk modasından varlıklı ailelerin punkçı çocuklarına göre değişiyor. Punk baki kalıyor.



41 doğumlu vivien'in modaya katkısı nedir 1 cümleyle anlat hele diyenlere punk gibi underground bir akımı modada ana akım haline getirdi, derim. Kaldıki değme koministlere taş çıkartan bir aktivist olduğunu da eklerim. "I AM NOT A TERRORIST" baskılı tişörtleri, nükleer silahlara ve iklim değişikliklerine karşı tutumu sıradan bir modacının boyunu aşıyor. 2007'de "Kimseye benim kıyafetlerimi alın demek istemiyorum. Sadece buna ayıracak paranız varsa alın. Yine de çok almayın" diyecek kadar da şaşkın aktivist.

01/06/2010

Londra’dan vintage geldi!



Cihangir’in en sevimli sokağında şirin mi şirin bir vintage butik açıldı: Matchbox. İçeri girin, havayı soluyun, sonra karıştırmaya başlayın. New York, Londra ve Paris’ten toplanan ürünleri günlük kıyafetlerinizle tamamlayın ve kampüsün en havalısı siz olun! İki sevimli kız kardeş Saba ve Verda Küseyrioğlu’ndan Matchbox’ın hikayesini dinleyin.

Röportaj: Evren Müberra Ünal

Öncelikle sizi biraz tanıyalım mı? Matchbox’tan önce neler vardı hayatınızda?
Saba: Hayatımda her zaman bir şekilde moda vardı. Modaya olan merakım, evde annemin kıyafetleriyle kendime styling yaparak başladı. Okul hayatı boyunca hep aklımın bir kösesinde modayla ilgili bir şeyler yapmak vardı. Nitekim Bilgi Üniversitesi’nde İşletme eğitimi aldıktan sonra Londra’ya Istituto Marangoni’de Fashion Brand Management master’ı yapmaya gittim ve sonrası geldi.
Verda: Benim Matchbox’tan önce hayatım uzun bir süre reklam sektöründe geçti. Grey İstanbul ve Leo Burnett’te çalıştım. Sonra “yeter” dedim ve Saba’yla birlikte soluğu Matchbox’ta aldım.

İki kız kardeş Matchbox’ı açmaya nasıl karar verdiniz?
Saba: Londra’daki okulum, en güzel vintage butiklerin olduğu Bricklane’deydi. Aklımın bir köşesinde hep açmak istediğim butik için parçalar toplamaya başladım. Farklı bir şey yapmak her zaman riskli ve kabul görülmesi zor olmuştur. Henüz vintage Türkiye’de yeni yeni bir akım haline gelirken, biz bu ruhu o kadar sevdik ki başkalarıyla da paylaşmak istedik ve sevdireceğimize inandık.
Verda: Hep hayalimizde sevimli bir sokakta ufak bir butik açma fikri vardı. Tam da buna uygun bir yer bulduk.
Saba: Tabii önce Londra’nın altını üstüne getirdim ve birçok özel parçayla döndüm. Bir yandan da Paris ve Amerika’dan parçalar geldi. Vintage ruhunu yansıtmak için dekora elimizden geldiği kadar özen gösterdik. Matchbox’a girdiğinizde kendinizi nostaljik bir oturma odasında hissediyorsunuz.




Eskiden beri dönem dönem vintage kıyafetlere ilgi artıyor. Sanırım yine öyle bir dönemdeyiz. İnsanların eskiye olan merakının nedeni nedir sizce?
Saba: İnsanlar tek düzelikten sıkılmış durumdalar. Biraz da teknolojinin etkisiyle mekanikleşmiş yaşantıdan uzaklaşmak istiyorlar. Hiçbir yerde başkalarının bulamayacağı vintage kıyafetlerle kendilerini özel ve farklı hissederken, geçmişin nostaljik ruhuyla kendilerini daha iyi hissediyorlar.
Verda: İnsanın yapısından kaynaklanan eskiye duyulan özlem de bizi gerek kıyafet, gerek obje, hatta film olsun eski olan birçok şeye çekiyor.

Butikte özellikle hangi dönemlerden ürünler var?

Verda: Daha çok 60, 70 ve 80’lere ait ürünler bulunuyor. Ama daha eski dönemlere ait özellikle çanta ve şapka gibi farklı dönem kıyafetleri de bulabilirsiniz.

Elinizde hiç hikayesini bildiğiniz bir ürün var mı?
Saba: Anneannemizin nişanında taktığı kadife lacivert fiyonklu şapka bizim için en değerli.

Yurt dışından gelen vintage kıyafetler dışında hangi markalardan hangi ürünleri bulabiliriz?
Saba: Vintage kıyafetlerde marka olarak özellikle Genny ve Escada’nın takımlarına; Moschino, Versace ceketlere, Ungaro elbiselere ve birçok eski marka çantaya yer veriyoruz. Bu markaların koleksiyon parçaları dışında nostaljik görünümüyle Timex80 saatler, RVS- Rare Vintage Sunglasses gözlükler ve eski romantik dönemleri yansıtmasıyla Deniz Mercan’ın DM Coll iç çamaşırı koleksiyonu butiğimizde yer alan diğer ürünler.

Sizin butikte en sevdiğiniz ürün hangisi? Evlat ayırt edilmez biliyorum ama bir tane favori istiyorum.

Verda: Pembe Ungaro gece elbisesi. Onu çok seviyorum.
Saba: Offf en zor soru galiba. Ama illa da seçmek zorundaysam, Camden Lock Market’te bir butikten aldığım mavi üzeri puantiyeli 1960’ların parti elbisesi.

Siz gündelik hayatınızda vintage’i diğer kıyafetlerinizle nasıl kombinliyorsunuz?
Saba: Benim zaten giyinirken en rahatsız olduğum şey fazla uyum. Bu yüzden de vintage bir parçayı modern bir kıyafetle kombinlenlemekten zevk alıyorum. Genellikle vintage ceket ve gölekleri modern t-shirtlerle kombinlemeyi seviyorum. Vintage’in gücünü hissetmek için kocaman bir elbise giymenize gerek yok bence. Takacağınız ufacık bir broş bile o ruhu hissettikçe sizi çok özel kılacaktır. Yeter ki hissedin!
Verda: Ben özellikle vintage ayakkabı meraklısıyım. Hippi ruhunu çok sevdiğim için özellikle bu tarz elbiseleri günlük hayatımda diğer kıyafetlerimle kullanabiliyorum. Büyük vintage gözlükleri de çok sık kullanıyorum.

Üniversite öğrencilerinin size ilgisi nasıl? En çok hangi üniversitelerden ziyaretçiniz oldu?
Saba: En çok Bilgi ve Yeditepe üniversitelerinden ziyaretçilerimiz oluyor. Üniversite örgencileri bu akımı önde götürenler arasında. Kendi tarzını yaratma bakımından da herkese taş çıkarıyorlar. Matchbox da yeni açılmış olmasına rağmen kısa süre birçok üniversitelinin uğrak noktası olmaya başladı bile.









Saba - Verda Küseyrioğlu


matchboxvintage.blogspot.com

Kılıç Ali Paşa Mah. Matara Sok. No 14
Cihangir / İstanbul

*Bu röportaj Hürriyet Gazetesi Kampüs ekinde yayınlanmıştır.

İlk fotoğraf benden. Diğerleri:

Photograph by Can Sever
Hair&Make Up-Merve C. Demir
Model-Birce Irem Ilaçan

Photograph by Gökay Çatak
http://www.gokaycatak.com
Hair&Make-Up - Samet Kilci
Model-Dilay Kemer

28/05/2010

festivale hazırlık!












yaz demek festival demek! bu yıl ki fetivallere hazır mısınız? ne giymek lazım mesela, kıyafetleri neyle tamamlamak gerek? işte bir örnek burada. keyifli festivaller...

PHOTOS: JAMIE LEE CURTIS TAETE
STYLIST: KYLIE GRIFFITHS
ASSISTANT: AMANDA ARBER

kaynak: viceland

çeşme'den narsist moda



Sedef / 23 yaşında / Biyolog / Blogger

"bu yazı dört gözle bekledim fakat şimdi havalar yagmurdan geçilmiyor... yakaladıgım tek güneşli gün ve çeşme:))" diyor.

Şapka:Stradivarius
Bluz:Bershka
Pantolon ve babet:Zara
Kulaklık: Skullcandy

* skullcandy kulaklıkların pembesi de bende var. tavsiye edilesice.

Sedef'in blogu: narsistmoda.blogspot.com

24/05/2010

Miuuuw miuuuw! The Miu



27 yaşında, kedileriyle mutlu, mesut ve huzurlu bir hayat tarzını benimsemiş, tasarım işlerine küçük yaşlarından itibaren merak salmış biri Esra Altındere. Robot Made A Collection ve Second Chance Boutique’in ardından “7 Kocalı Hürmüz” filminde Eren Akay’a Sanat Asistanlığı yapmış. Şimdi de The Miu adıyla kendi tasarımlarıyla karşımızda.

Evren Müberra Ünal

Moda tasarıma nasıl merak saldın? Yoksa birçokları gibi kendini bildin bileli modacı mısın?

Öyle de diyebiliriz. İlkokul yıllarımda anne ve babamın kıyafetlerine ve kendi yepyeni elbiselerimin üzerine evde bulduğum süslü püslü ne varsa dikerek bu maceraya atıldım; anne ve babam için biraz zararlı olsa da… (gülüyor)

Sonra?
Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Önce arkadaşlarıma, o zamanlar trend olan karakter kıyafetlerinin benzerlerini yapmaya başladım. Pek başarılı olduğum söylenemezdi sanırım! (gülüyor)

Okul falan? Yoksa bu iş okulsuz da olur mu?

Bu işin okulunu okumadım, ama okuyanların da destekçisiyim. Eğer tasarlamak, insanın içinden gelen bir durumsa, bunu geliştirebilmek için eğitim almak gerekiyor. Eğitim de, okul okuyarak ya da görerek, deneyerek, yapıp bozarak alınabilir.

Ailen bu kararında sana destek oldu mu?
Sanatçı bir anne babanın çocuğuyum. Ailemin hayata yeni ve farkı birşeyler katmaya olan istekleri, benim her seçimimde yanımda olmaları kendimi geliştirebilmemdeki en büyük etkenlerden biri. Bu yüzden kendimi şanslı hissediyorum.

Miu adı nereden geliyor?
Ben, tam bir kedi aşığıyım. Miu adında sevimli bir kızım var ve hayatımda yeri çok değerli. Kendi markamı yaratma sürecinde her zaman yanı başımdaydı. Tasarımlarımın tüm büyüsünü, tüm güzelliğini onun adına yakıştırabildim sadece.

Ben bütün tasarımlarını gördüm, hepsine de bayıldım. Bilmeyen, görmeyen için Miu’yu nasıl tanımlarsın?
Teşekkür ederim. The Miu genel olarak her tasarımın sınırlı sayıda üretildiği, kişiye özel tasarımlar da yapan ve istediğinizde sizin hayalinizdeki tasarımları hayata geçiren, asla “ yapamayız’’ demeyen ve benzersiz olmayı tercih eden insanlar için yaratılmış bir marka.

Senin tasarımlarının öyküleri var mı?

Bana göre her tasarımın bir öyküsü olmalı. Mesela; ananelerimizden, annelerimizden kalan elbiselerle, takılarla ya da eşyalarla inanılmaz bir bağ kuruyoruz. Atamıyor, satamıyor yani kısacası kıyamıyoruz. Bunun nedeni de, işte o bahsettiğin öyküler. Benim The Miu’yu yaratmamın güçlü sebeplerinden birisi de bu!

Nelerden etkileniyorsun peki?
Sanırım havadan sudan etkileniyorum. Günüm, yaşadıklarım, duygularım, sokakta gördüğüm bir kedi… Kısacası hayatta sahip olduğum her şey, her haliyle bana ilham verebilir.

Sence, bugüne kadar yaptığın en güzel parça hangisiydi?
Ürünlerimin her biri benim çocuğum gibi! Onun için aralarından ortancayı, küçük olanı, büyük olanı seçemiyorum. Her birinin benim için çok fazla değeri var.

Senin gardırobunun en vazgeçilmez giysileri hangisi?

Kendim için tasarladığım elbiselerim, olmazsa olmazlardan.

Çok beğendik, bayıldık, almak istiyoruz. Nerelerde bulabiliriz?
Şimdilik web sitemden ve Facebook ‘’The Miu’’grubumdan siparişleri kabul edebiliyorum. Birkaç butikle iletişim halindeyim. Bir aksilik olmazsa birkaç ay sonra da Cihangir ve Galata’daki bazı butiklerde ürünlerimi satışa sunacağız.

* Bu röportaj Hürriyet Gazetesi Kampüs ekinde yayınlandı. Tüm hakkı Kampüs'e aittir.

www.themiu.com